NABIZ

Gümüşhane haberleri,Gümüşhane haber,Gümüşhane,Gümüşhanespor,Gümüşhanespor Haberleri,Gümüşhane torul gençlik ,Gumuskoza.com.tr

antalya escort

Ali Öztürk

10 Ocak Gazeteciler Günü… Kendimizi yazdık

10 Ocak Gazeteciler Günü… Kendimizi yazdık
Bu haber 13 Ocak 2018 - 13:09 'de eklendi ve 0 kez görüntülendi kez görüntülendi.

Dedi:10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü sizce ne anlamı ifade ediyor?
Dedim: Çalışan gazetecilerin hatırlanması bağlamında güzel bir gün. Her meslek erbabının bir günü yok. Ama gazetecilerin var. Sadece hatırlanmaktan ibaret kalıyor olsa da bir günümüz var. Riskli ve itibarlı bir meslek olmasına rağmen ekonomik karşılığını bulabilmiş değil. Bulması da zor görünüyor. Dedi: Gazetecilik, mesleğin doğuş yeri çerçevesinde jurnalcilik olarak vasıflandırıldı. Yani olayları ve hadiseleri ihbar eden, yayan, yaygınlaştıran anlamında. Buna rağmen mesleğin itibarı hep arttı. Nasıl yorumluyorsunuz?
Dedim: Jurnalci veya muhbir… Toplumda olumlu karşılığı olmayan kavramlar. Lakin muhbirden türeme muhabir sıfatı, bir olayı kötü bir niyet ekseninde değil, kuralı içinde ve ahlakı da katarak yaygınlaştırandır. Olay ‘ihbar’ keyfiyetinden çıkıp haber sıfatını almaktadır. Üstelik ahlaki bir çerçevede yapıldığı için de karşılık bulmaktadır. Hiçbir muhbirin toplumda saygınlığı yoktur. Ancak her muhabirin toplumda önemli ve saygın bir yeri vardır. Biri kötü niyetli ve bireysel bir eylemdir. Diğeri ise iyi niyetli ve toplumsal bir iradedir.
Dedi: Daha net kavramlarla ifade etmek istersek nasıl tarif ederiz?
Dedim: Haber hayattır… Habere uzak olan kişi gerçek hayatın dışında veya kıyısında yaşamaktadır. Dedi: Yani gazete okuyanların dışındakiler size göre gerçek hayatın dışında mıdır?
Dedim: Gazete demedik. Haber dedik. Gazeteden okur, TV’den izler, internetten takip eder vs. Lakin haberden haberi olmayan kişi veya toplumlar gerçek hayatın dışında yaşamaktadır.
Dedi: Buna daha somut örnek verebilir misiniz? Böyle bir kitle var mıdır?
Dedim: Elbette… Türkiye’mizde muhtemelen % 50 seviyelerindedir. Yani ülkemizde kitlelerin % 50 civarı algı yöntemiyle ve yaşadığı dünyadaki gelişmelerden bihaber yaşamaktadır. Veya çevre, ülke, dünya kendilerini çok fazla ilgilendirmemektedir. Sadece kendileriyle ilgililerdir.
Dedi: Daha somut örnekler verebilir misiniz?
Dedim: Üniversitelerin yönetim kademesi dışında kalan kesimleri… Koca koca profesörler!.. İddia ediyoruz, bugün KTÜ’de hocalar ve onların yetiştirdiği öğrenciler arasında anket yapalım, % 50’si Trabzon Valisinin ismini bilmez. Nitekim bir milletvekili adayı yapılan bir profesör, kendi partisinden seçilen bir belediye başkanının adını bilemedi. Yaşadıkları topluma bu kadar uzaktırlar. Gazete okumazlar, internette haberlere girmezler, TV’lerde haber veya açık oturumlar yerine film veya belgesel izlerler. En tepedeki bilim adamından başlayan bu kopukluk doğal olarak öğrencisine yansıyor. Hal böyle olunca da ‘Dünyadan haberi olmayan bir nesil’ yetişiyor. Geçtiğimiz günlerde yazmıştık. KTÜ etrafındaki 5 Yay-Sat bayisinde ulusal ve yerel ortalama 150 gazete satılıyor.
Dedi: Siyasette, STK’larda ve bürokraside durum nedir?
Dedim: Klanlaşmış ve toplumdan kopuk meslekler var. Ancak internet ve TV’ler biraz daha bu kopukluğu kırdı. Onların sayesinde bilgilenme oranları biraz daha yükseldi. İnternette haberden kaçamadıkları için TV’lerde altyazılardan kurtulamadıkları için haberden haberleri oluyor.
Dedi: Gazete okuma oranı nasıl?
Dedim: Gazete okumak bir ayrıcalıktır. Bir kültür işidir. Bir yaşam biçimidir. Hak aramaktır. Sorgulamaktır. Özgürlüğü savunmaktır. Yeniliklerden haberdar olmaktır. Farklı olmanın tadına varmaktır.
Dedi: Biraz da gazetelerin ve gazetecilerin sıkıntılarından bahsetsek…
Dedim: Aslında durum perişan… Lakin 10 Ocak olunca girmek gerek. Kendimizden de bahsetmek gerek.
Dedi: Önce gazetecilerin durumu?
Dedim: Gazeteler, toplumsal bilinç ve hassasiyetle doğrudan alakalıdır. Okunmayan gazetelerin ayakta kalması zordur. Yani gazeteler için birinci özellik okunurluktur. Bir gazete çok okunuyorsa o gazete batmaz, bitmez. Okunur olan gazetenin sorumlulukları da zordur.
Dedi: Çok okunan bir gazete ayakta kalabilir mi? Ulusal ve yerel bağlamda anlatır mısınız?
Dedim: Çok okunan bir gazete ulusal da olsa, yerel de olsa başka güce ihtiyaç duymadan ayakta kalabilir. Çok okununca beraberinde hem satış hem reklam hem yüksek oranda resmi ilan getirir. Bu gerçek yerel için de ulusal gazete için de böyledir. Lakin okunmayan gazete hep dışarıdan desteğe muhtaçtır. Satış ve reklam geliri yok denecek kadar azdır. Sadece resmi ilanlarla ayakta kalır. Sadece şu kadarını söyleyebiliriz… Sözcü, Posta, Hürriyet dışında tüm gazeteler dışarıdan destekle ayaktadır. Yerelde ise zaten artık patronaj katkısı olmadan ayakta kalmak zorlanmıştır. Tüm yereller patronlarından katkı almaktadır.
Dedi: Trabzon ölçeğinde ele alırsak nasıl vasıflandırabilirsiniz?
Dedim: İki gazete dışındakiler tamamen patronaj gücüne dayanmaktadır. İki gazete ise hala kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Ne zamana kadar direnebilecekleri belli değil.
Dedi: Neden bu hâle geldi? Eskiden şartlar daha mı iyiydi?
Dedim: Evet… 17 yıl önce, 10 yıl öncesinden daha iyiydi. 10 yıl önce, 5 yıl öncesinden daha iyiydi. 5 yıl önce, bugünden daha iyiydi. Belki bu süreç patron eline geçmeyen gazeteler için son 5 yıl olabilir. Dedi: Hangi şartlar ağırlaştı? Gazeteler kendilerini yenileyemediler mi?
Dedim: Gazetelerin genel anlamda tirajları düşse de etki alanları azalmadı. Gazetelerin internet siteleri o etki açığını kapattı. İnandırıcılık oranları internet medyasıyla birlikte daha da arttı. İnsanlar gazetelere daha inanır oldu. Bu süreçte her şey arttı. Kâğıt fiyatı, kalıp fiyatı, işçi ücreti, SGK, vergi vs. Ama gazeteler fiyat artıramadı. Reklam fiyatları artmadı. Resmi ilanlar çok güdük kaldı. günebakış için somut bir örnek verelim. 24 kişi çalışıyor. Yeni asgari ücretle birlikte yeni bir yük bindi. Aylık 6 bin lira… Yıllık 70 bin lira. Gazete bu yeni açığı ancak yeni projeler üreterek bulabilir.
Dedi: ‘Asgari ücret’ dediniz. Çalışanlar açısından durum nedir?
Dedim: Daha vahim… İletişim Fakültesi mezunlarının asgari ücretle iş bulamadıkları bir sektör. 10 yıllık iletişimci bir muhabirin ancak 2 bin 500 lira alabildiği bir sektör. Gazeteler, rahat bir ekonomi ile yayım yapamadıklarından ötürü çalışanları da ekonomik olarak rahat değil.
Dedi: 10 Ocak Gazeteciler Günü’nde neyi kutluyoruz?
Dedim: Gazeteciliği… İlkeli gazeteciliği… Gazeteciliğin onurunu… Onuru en yüksek mesleklerden biridir. Gazetecilik zorluklar içinde de olsa hayatı doya doya yaşamak demektir.
Dedi: Siz yaşadınız mı?
Dedim: Öğretmen kökenliyim. Öğretmenlik alamayınca (12 Eylül’de sakıncalı buldular) Allah’tan en çok bu mesleği istedim. Allah da nasip etti. Bu gerçeği hiç göz ardı etmedim.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA