NABIZ

Gümüşhane haberleri,Gümüşhane haber,Gümüşhane,Gümüşhanespor,Gümüşhanespor Haberleri,Gümüşhane torul gençlik ,Gumuskoza.com.tr
Niyazi Karabulut

Gümüşhanevi Hazretleri’nin Kerametleri -2-

Gümüşhanevi Hazretleri’nin Kerametleri -2-
Bu haber 28 Ağustos 2017 - 10:11 'de eklendi ve 17 kez görüntülendi kez görüntülendi.

 

Salih Oğullar

Bir gün Gümüşhânevî hazretlerinin yanma çok sevdiği bir talebesi geldi. Huzurunda edeple sohbetini dinledi. O esnada kalbinden; “iki oğlum var. Bunların sâlih kimseler olmasını istiyorum. Hocam bir dua etse.” diye geçirdi. Gümüşhânevî hazretleri onun bu arzusunu anlayıp ona bir miktar yemiş verdi ve; “Oğulların bunları yesin. İnşallah öyle olur.” buyurdular. Talebe hayretler içinde kaldı ve verilen yemişleri evine götürdü. İki oğluna yedirdi. Çocuklar bunları yedikten sonra iyi bir hâle gelip sâlih kimseler olarak yetiştiler.

Korkan Talebe

Gümüşhânevî hazretlerinin ticaretle uğraşan bir talebesi bir gece başka bir beldeye gitmek için yola çıktı. Yalnızlık, karanlık ve gideceği yerin uzaklığı onun için büyük tehlikeydi. Bir müddet yol aldıktan sonra kendisini bir korku kapladı. Bu korku gittikçe arttı. Neredeyse korkudan aklı gidecek oldu. O an aklına hocası Gümüşhânevî hazretleri geldi. Gelmesiyle birlikte onu önünde beyaz bir at üzerinde görüverdi. Hemen süratlenip ona yetişti. Gümüşhânevî hazretleri talebeye tebessüm edip; “Korkma oğlum! Bize tâbi ol. Allah-ü teâlânın izniyle biz darda kalanlara yardım ederiz. Biz sana yoldaş olduk. Bizi takip et, maksadına ulaşırsın.” buyurdular. O talebe atından indi, lâkin Gümüşhânevî hazretlerini göremedi. Tekrar korkusu çoğaldı. Hemen atma bindiğinde Gümüşhânevî hazretlerini gördü. Bu hal üç defa tekrar etti. Sonra onu takip etti. Bir hayli mesafe gittiler. Sabah olmuştu. Talebenin korkusu gitmiş, gideceği yere de bocasının rehberliğinde varmıştı.

İman Eden Yahudiler

Gümüşhânevî hazretleri bir gün çayırlık bir yerde talebeleri ile sohbet ediyordu. O sırada oraya erkekli kadınlı, bir grup Yahudi geldi. Beraberlerinde getirdikleri hasta bir kadını Gümüşhânevî hazretlerinin huzuruna koydular. Sonra da bir kenarda şarkı söylemeye başladılar. Bunun üzerine Gümüşhânevî hazretleri ayağa kalkıp oradan uzaklaşmak istedi. Yahudi topluluğu onun uzaklaşmak istediğini görünce telaşlanıp; “Bu zât acaba kime incindi. Biz onun için şarkılar söylüyoruz. Yanında olmakla bereketlenmek istiyoruz. Ne olur gitmesin, dursun ricamız budur. Getirdiğimiz şu hastamıza bir dua ediversin. Biz kendimizce ona hürmet etmek istemiştik.   Onu bu hareketimizle üzeceğimizi bilmiyorduk. Ne olur bize merhamet edip dua etse de hastamız iyi olsa.” dediler. Talebeler bu arzularını gidip Gümüşhânevî hazretlerine haber verdiler.   Gümüşhânevî hazretleri merhamet edip onların bu arzularım kabul etti. Sonra Yahudiler teker teker yanına yaklaştılar ve Ziyaüddin hazretlerinin ellerinden öptüler. Hasta da yalvarmaya başladı. Herkesi bir heybet kapladı, ağlayıp titremeye başladılar. Yahudiler bu hal karşısında Kelime-i şahadet getirip iman etmekle şereflendiler. Hastaları da şifa buldu.

Nasihat

Ziyaüddin Gümüşhânevî Hazretleri Mısır’da iken bir talebesi ona gelip bir iş için Hıristiyanların yaşadığı bir yere gideceğini söyledi ve nasihat istedi. Bunun üzerine o; “Git, lâkin Allah’tan kork ve dünyaya meyletme. Sonra küfür alâmeti olan şeyleri kullanma. Bir Müslüman kâfirlere benzemez” buyurdu. O talebe kâfirlerin memleketine gitti. Orada hocasının nasihatlerini unutup Hıristiyanlarla haşir neşir oldu. Onların âdet ve ibadetlerine uydu. Dünyaya meyletti. Sonra geri döndü ve Gümüşhânevî hazretlerini ziyarete geldi. Gümüşhânevî hazretleri onu görünce: “Özrün bizce kabul edilmez, iman çerağını sen söndürdün. Dediklerimizi tutmadın. Bizimle olan bağını kopardın. Dinini dünya ile değiştin. Eyvah sana! Şeytan seni kendine köle yaptı. Git ağla. Yaş döküp Allah-ü teâlâya yalvar. Başını aç ve yüzünü yerlere sür” buyurdu ve artık onunla görüşmedi.

Çocukların Büyüdü mü?

Dergâhta hizmet edenlerden biri bir gün kalbinden; “Evlenseydim mutlaka birkaç evlâdım olurdu” diye geçirdi. Gümüşhânevî hazretleri onu görünce tebessüm ederek; “Çocukların büyüdüler mi?” diye sordu. O hizmetçi mahcup oldu ve bunun üzerine af diledi ve sonra kalbinden geçenlere dikkat etmeye başladı.

Emin Yer

Talebesi anlatır: “Bir zaman Osmanlı Devleti harbe girmişti. O zaman ben İstanbul’daydım. Çoluk çocuğum ise sınırda tehlike ile karşı karşıyaydı. Çok kimseler harp korkusu içinde hicret ediyordu. Ben de hicret etmek, çoluk çocuğumu emin bir yere nakletmek istedim. Bu sırada yakınlarımdan bir mektup geldi. Mektupta; “Bu işi istişare et, danış ona göre hareket et.” deniyordu. O sırada İstanbul’u teşrif eden Gümüşhânevî hazretlerine durumu arz ettim. Bunun üzerine o; “Mademki sen bizlere danıştın o halde emrimizi tutman gerekir. Üzülme düşmandan evine ve yakınlarına hiçbir zarar gelmeyecek. Hicret etmenize lüzum yoktur.” buyurdu. Bunun üzerine yakınlarıma haber gönderip hicret etmeye lüzum olmadığını bildirdim ve Gümüşhânevî hazretlerinin buyurduğu sözü tuttum. Hakikaten ailem ve yakınlarım düşmandan hiçbir zarar görmedi

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA