Haber Detayı
19 Mayıs 2020 - Salı 10:24 Bu haber 1858 kez okundu
 
Küflü Müze ve Kütüphane Öksüz Kaldı
YAŞAM Haberi
Küflü Müze ve Kütüphane Öksüz Kaldı

Torul İlçesi Altınpınar Köyünde kurduğu kütüphane ile yerel ve ulusal medyada adından sıkça söz ettiren Hakkı Öztürk 13 Aralık günü 96 yaşında vefat etti. Asırlık çınar aynı gün sessiz sedasız bir şekilde toprağa verildi.

12 Eylül 1980'den sonra açılan kurslara katılarak okuma-yazma öğrenen Hakkı Amca, elbette bir Fuat Sezgin değildi.  Türkiye’ye değeri biçilemeyen bir kütüphane ve müze bağışlayamamış, “Fikriyat” gibi dünyanın ezberlerini bozan bir kitabı yazmamıştı belki. Lakin imkanları dahilinde çok daha büyük bir şey başarmıştı. Yoklukların içerisinde "Hakkı Öztürk Küflü Müze ve Kütüphanesi" adlı büyük bir mirası ardında bırakmıştı.(Kıymetini bilebilirsek eğer.)

Hakkı Amca, 2002 yılında kendisi ile röportaj yapan İHA Muhabirine kütüphane ve müze fikrinin nasıl oluştuğunu anlatmıştı. “Kurslarda okuma-yazma öğrendim. Okuma merakım da bundan sonra başladı. Başta tarihi eserler olmak üzere roman, şiir ve öykü kitapları alarak kendimi geliştirdim. Okuduğum kitap sayısı bin 500'ü geçti. Bu kitaplardan hem beldemizde bulunan ilköğretim okulunda okuyan öğrencilerin, hem de halkın yararlanması için oturduğum evin bir bölümünü müze ve kütüphaneye çevirdim” ifadelerini kullanmıştı.

Yazdırdığı "Hakkı Öztürk Küflü Müze ve Kütüphanesi" tabelasını da yazdırarak evinin dışına asan Hakkı Amca, “Neden Küflü Müze?” sorusuna ise; “Sergilediğim araç ve gereçler artık kullanılmıyor. Ağlama tasından, kahve değirmenine, el değirmeninden, ayak leğenine kadar onlarca kullanılmayan araç ve gerecim var. Kullanılmadığı, bir köşeye atılıp çürümeye terk edildiği için bunlara ‘küflü’ adını verdim” demişti.

Hakkı Amcanın “Oturduğum ev” dediği mekân, zamanın tahripkâr süzgecinden geçmiş, çok eskiden i samanlık olarak kullanılmış iki gözlü bir bakkal dükkânıydı aslında. Bu bakkal dükkânı; 96 yıllık ömründe biriktirdiği hatıraların belgeleri ile dolu 6-7 metrekarelik dev bir salon, yatakhane olarak kullandığı ve yalnızca karyolasının sığabildiği muhteşem bir yatak odasından ibaretti. Ancak bu durum asla bir garibanlık değildi. Hakkı Amca, çocuklarının sağladığı imkânları değil geçmişteki güzel günlerini tercih ettiği için bu iki gözlü mekânda hayatını sürdürdü. Anılar biriktirdi ve bu biriktirdiği anıları fiziki olarak küçük, manevi olarak devası binanın duvarlarındaki taşların arasına sıkıştırırdı.

Gurbetlerle geçmiş gençliğinin ardından hayatının son yıllarını geçirmek için yıllar önce döndüğü köyünde hatıralara sarılan Hakkı Amca bu köhne binayı, Cumhuriyet tarihine ışık tutan bir müzeye dönüştürmüştü. Ve adını da “Küflü Müze ve Kütüphane” koymuştu. Derme çatma binanın içerisi birbirinden ilginç eski eşyalar, kitap, belge, gazete ve fotoğraflarla doluydu. Bir dönemler CHP’nin sesi gibi çalışan Ulus ve Cumhuriyet gazetelerinin çok eski sayılarından binlercesi burada depolanıyordu. Duvarları, rafları, masa altları Atatürk’ün ilginç portreleriyle dolu bu mekân; ister arşiv deposu, ister kütüphane olarak tanımlansın aslında Hakkı Amca’nın romanlık hayat hikâyesini tanıklarından oluşuyordu. Büyük oğlu Miraç(Canfer) Öztürk’ün ifadesiyle tonlarcasının yakılmak zorunda kalındığı bu arşivden elde kalanlar ise; kenardan köşeden hala “Biz, bu nev-i şahsına münhasır insanın tanığıyız” diye sesleniyordu.

Hakkı Öztürk’ün hayatındaki en büyük varlığı; Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk, İsmet İnönü ve Cumhuriyet Gazetesi’ydi.  O, Cumhuriyet’in Altınpınar Köyündeki simgesiydi. Bayram günleri, bayrağı kendi adına düzenlediği köhne müzeye asar ve konuklarını da hem bayrak hem Atatürk posteriyle karşılayıp uğurlardı.  Yüzlerce belge ve arşiv malzemesiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir güncesi gibi hizmet verir, köye kim gelse; “Bu değerler, ben öldükten sonra harap olmasın” diye vasiyet ederdi. Köy halkının, yöre gençliğinin aynı heyecanı paylaşmamasından da oldukça yakınırdı.

Son bir yılını bazen Gümüşhane’de, bazen de Trabzon’daki hastanelerde hastalıklarla boğuşarak geçiren Hakkı Amca’nın göçüp gitmesinin ardından büyük oğlu Miraç Canfer Öztürk’e Gümüşeli dergisi olarak, Küflü Müze ve Kütüphanenin akıbetini sorduk. Ölümünden önce babasının bu mekânı kendisine emanet ettiğini ve “Benim vekilim sensin. Burayı yaşatabilecek kişi sensin” diyerek anahtarları teslim ettiğini söyledi.

Hakkı Öztürk’ün değerinin hayatında yeterince bilinmediğine vurgu yapan Öztürk, “Babamın hayatına tanıklık eden bu müze ve kütüphanenin gelecek nesillere aktarılması en büyük hayalim. Kardeşlerimin rızası ve babamın isminin yaşatılması halinde burayı bir kurum veya kuruluşa devretmek isterim. Talep olur olmaz bilemem. Olmadı, babamın isminin ve bu mekânın yaşatılması için kendi imkânlarımı kullanacağım. Yılın altı ayında köydeyim ve bu süre boyunca, ömrüm elverdiğince burayı açık tutacağım. 74 yaşındayım. Ben ölünce de ne olur bilemem” dedi.

 

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Küflü, Müze, ve, Kütüphane, Öksüz, Kaldı,
Yorumlar
Haber Yazılımı