NABIZ

Gümüşhane haberleri,Gümüşhane haber,Gümüşhane,Gümüşhanespor,Gümüşhanespor Haberleri,Gümüşhane torul gençlik ,Gumuskoza.com.tr
Servet Selvi

İnsaf Yok, Vicdan İzinde Durdurun dünyayı artık dönmesin / Dünya durdukça çocuklar ölmesin

İnsaf Yok, Vicdan İzinde Durdurun dünyayı artık dönmesin / Dünya durdukça çocuklar ölmesin
Bu haber 15 Haziran 2017 - 12:23 'de eklendi ve 151 kez görüntülendi kez görüntülendi.

İnsaf Yok, Vicdan İzinde
Durdurun dünyayı artık dönmesin / Dünya durdukça çocuklar ölmesin
Ölüm hak, ölüm herkes için muhakkak. Ama çocuklara hunharca ölüm yakışmıyor. Tecavüze uğrayarak, taciz edilerek, yakılarak, boğularak, taşla ezilerek, bombalar altında taşa toprağa karışarak ölüm yakışmıyor çocuklara. Ve bu ölümlere vesile olanların; dünün parklarda, bahçelerde, sokaklarda koşup oynayan çocukları ama bugünün çürümüş ruhlu insanları olduğunu bilmek acı veriyor. İnsan demeye de dil varmıyor lakin öyle. Onlar içimizden birileri. Onlar bizim komşumuz, akrabamız, eniştemiz, amcamız, dayımız vs. Hatta onlar arasında kadınlar bile var. Üstelik onların da çocukları var. Kimisi kendi çocuğu yaşındakilere tacvüz ediyor, kimisi kendi çocuğunun arkadaşına, kimisi de kendi çocuğuna… Tecavüz ediyor, kirletiyor ama bu yetmiyor, bununla yetinmiyor. Hunharca öldürüyor. Bu da yetmiyor, yakıyor. Kabil’in soyundan gelenler hiç azalmıyor. Olan hep Habillere, Habiller’in çocuklarına oluyor.
Dünya dönmeye devam ediyor. Ve dünya döndükçe Şeytan ve onun ilk öğrencisi Kabil ve onlar gibiler hiç durmayacak. Bugün ruhunu Şeytan’a satanlar, nefslerinin esiri olanlar, gözlerini masum, tertemiz, pırıl pırıl çocuklara dikmiş durumda. Çürümüş ruhlarının iğrenç heveslerini, çocukların bedenleri üzerinde tatmin etmeye çalışacak kadar alçalmış bir zihniyet gelişti. Ve bu zihniyete sahip mahlukat sürüsü her geçen gün artıyor. Bizim duyduklarımız, bildiklerimiz okyanusta damla. Ne hazindir ki çocukların tertemiz bedenlerine kirli ellerini sürenler çoğunlukla onların en yakınlarından biri çıkıyor. Ağabeyi, kuzeni, amcası, dayısı, eniştesi, babası ya da üvey babası, dedesi, komşusu…
“Param yoktu, parayla yapamadım, mecburen çocuğa yöneldim” pişkinliği ile konuşabilecek kadar çürümüş zihniyetler… Ne olduğunu bile anlamayacak yaştaki çocuklara ya da bir erkekle baş edemeyecek güçsüzlükteki genç kızlara tecavüz edip “ama karşı koymadı, o da istekliydi” deme küstahlığına sahip şeref yoksunu insanlar… “Benim çocuğum olmadı ya da benim çocuğum öldü, o yüzden komşunun çocuğunu kıskanıp öldürdüm” pervasızlığında kadınlar… Yurtlarda yaşamak mecburiyetinde kalan kimsesiz kız ve erkek çocuklarına “nasılsa kimsesi yok” diyerek tecavüz eden görevliler… Hatta engellilere bile tecavüz edebilen insan kılıklı yaratıklar… Tecavüz ettiğini zorla uyuşturucuya alıştıran, tehdit edip parayla başkasına satan; bunları yapamıyorsa öldüren, yakan, parçalayan şeref yoksunları… Saymakla bitmiyor ki. Oysa insan ‘eşref-i mahluk’tu. Yaratılanların en şereflisiydi. Hangi ara kaybettik şerefimizi, insanlığımızı, insafımızı, vicdanımızı…
Bütün bu kötülüklerin içinde daha vahim olan şey adalet sistemimiz. Öyle bir adalet sistemimiz, öyle yasalarımız var ki dillere destan. Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devlette tecavüzcü ‘iyi hal indirimi, pişmanlık indirimi, tecavüz ettiği kişi karşı koymadı indirimi, sarhoştum kendimde değildim indirimi’ alabiliyor. Nasıl hakimler, savcılar, avukatlar yetiştiriyoruz ki bir tecavüzcüyü bunlardan yararlandırabiliyor. Bu haberler duyuldukça toplum vicdanı yerle yeksan oluyor ama kimin umurunda. İnsan düşünmeden edemiyor. Bu kararları verebilen hakimlerin, savcıların ve bu kararlar alınsın diye gayret gösteren avukatların hiç mi kızı, kız kardeşi, çocuğu velhasıl vicdanı yok. Zerre kadar mı incinmez vicdanları? Tecavüz haberlerine bakıyorsunuz ki tecavüzcülerin çoğu daha önce bu suçu işlemiş, içeri girmiş, sonra bütün indirimlerden yararlanıp dışarı çıkmış ve aynı kahpeliği bir kez daha yapmış. Bir yerde benzer vaka olunca polis hemen ellerindeki tecavüzcü listesini tarıyor. Kimse, ‘adamlar içerde, başkası yapmıştır’ diyemiyor ki. Zaten onlardan biri değilse akrabalarından biri çıkıyor.
Yakışmıyor bize bu etiket. Hz. Muhammed’in ümmetine ve Türk milletine yakışmıyor bu rezillik. Gerçek İslam’ın bütün değerleri ayaklar altında iken biz televizyonlarda dayatma islamı tartışıyoruz. Dinimizi, para karşılığında bir şeyler anlatan hoca kılıklı şaklabanlardan öğrenmeye çalışıyoruz. Bu yüzden bir yanda çocuklarımız tecavüze uğrarken, hunharca katledilirken biz diğer yanda ‘sakız orucu bozar mı’ mevzularını tartışıyoruz. Arkamızı dönüp gerçekleri görmemize müsade etmiyorlar. At gözlüklerimizle sadece televizyon ekranlarına odaklanmış vaziyetteyiz. Uyuyoruz, uyutuluyoruz. Tarihteki haşhaşın yerini televizyonlar, Hasan Sabbahların yerini hoca kılıklı şaklabanlar almış durumda. Ne zaman uyanacağız bilmiyoruz. Umarım uyandığımızda çok geç olmaz…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA