Yazı Detayı
14 Ocak 2021 - Perşembe 09:05 Bu yazı 133 kez okundu
 
MEYMENET/SİZ
Niyazi Karabulut
 
 

 

Dilimize Arapçadan geçiş yapan meymenet kelimesi; bereket, kutluluk ve uğurluluk anlamlarına geliyor.

Arapça (y-m-n) kökünden gelen meymenet ayrıca Arapça yemîn "sağ el" kelimesinin masdarıdır. Türkçe karşılığı ise istenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Türkçe’de kullanımı olumsuzluk ekleriyle yaygın: meymenetsiz. Uğursuz, suratsız, kılıksız, huysuz, ters (kimse) manalarına gelir. Yüzünde meymenet yok şeklinde kullanımı yaygındır.

Son zamanlarda yaygınlaşan Aura kavramı, meymenet kavramını biraz yaklaşmaktadır. Her insanda, vücudu sarmalanmış halde bir elektromanyetik alan bulunduğu kabulünden hareketle; bedeni sarmalayan bu elektro manyetik alana aura adı verilmektedir.

Surat asmak, mahkeme suratlı, suratı bir karış, suratı sirke satmak, Suratına bakanın kırk yıl işi rast gitmez, suratından düşen bin parça, surat ekşitmek… gibi deyimler var dilimizde. Bunlar bir insanla ilgili intibalarımızı belirliyor. Son günlerin moda deyimiyle elektrik almak.

Kısaca meymenet kelimesi bir insanın karşısındaki kişide uyandırdığı intiba olarak söyleyebiliriz. Kısaca izlenim. Hz. Ömer’in “Bir yere elçi gönderdiğiniz zaman yüzü ve ismi güzel olanı tercih edin.” şeklinde bir önerisi vardır. (bk. Gazali, İhya, 4/106). Bu sözün ilk izlenimin insanlar üzerinde tesirli olacağı kanısıyla söylendiğini düşünebiliriz. Sufiler, “ilk hatır önemlidir” derler. Burada ki hatır kelimesinin anlamı insanın iradesi dışında zihnine gelen iyi veya kötü düşünceleri ifade eder.

Abraham Lincoln, önemli bir göreve getirmek üzere bir kişi bulmak üzere danışmanını görevlendirir. Danışman çok zeki ve akıllı olduğunu düşündüğü bir kişiyi başkana tavsiye eder. Başkan tavsiye edilen kişiyle görüşür fakat görevi kendisine tevdi etmez. Bunun üzerine danışmanı sorar. Efendim şahsı beğenmediniz mi? Lincoln şöyle der: Gerçekten çok zeki, akıllı ve üstelik bilgili bir kimse ancak yüzünü beğenmedim.

Fizyonomi, genellikle yüz okuma sanatı olarak bilinir. Özellikle insan yüzünde görünen özellikleri tanımlayıp soyut kavramlarla açıklamak olarak da özetlenebilir. Osmanlı döneminde buna ilm-i kıyafet denilirdi. Osmanlı Devleti’nde orduya alınacak kişilerin belirlenmesinde de ilm-i kıyafete bakılırdı. Asker ocağına alınacak çocukların iyi bir aileden, soyu sopu belli olmasına, yaşının sekiz ile on sekiz arasında olmasına dikkat edilirdi. Abdülhamid Han bazı devlet görevlilerinin seçiminde, lise veya askeri okullara öğrenci alımlarında o kişilerin fotoğraflarına bakarak bazı değerlendirmelerde bulunduğu da söylenir.

Bu günlerde bu kelimenin anlamı daha bir önem kazanıyor. Küfranı nimet eden insanları gördükçe aklıma meymenet kelimesi geliyor. Hem de olumsuz haliyle.

Divan şiirinden örneklendirip bitirelim.

 

Avret ile kim kılursa meşveret

Olmaz ol anın işinde meymenet (Ahmedî)

 

Necâbet meymenet hakkâ müşâheddir cebîninden

Nice ihvânını tebşîr eder evvel bi-evvelle (Mekki)

 
Etiketler: MEYMENET/SİZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı