Bu Çal Köyü Size de Kalmaz

Hüseyin ve Esengül,  doğdukları Yamaç Mahalle de oynayarak büyüdüler. Yazları bir çift öküzlerini birlikte, hiç ayrılmayarak otlattılar. Yirmi yaşında birbirlerine âşık olduklarının farkına vardılar.  Ailelerinin olurunu olarak evlendiler. İki yıl sonra kendi evlerini yapıp Hüseyin’in baba evinden taşındılar. Bu çiftin mutluluğu gençlerin gözlerini kamaştırıyor, aynısını kendilerine nasip etmesi için tanrıya dua ediyorlardı. Hüseyin ve Esengül’ün bir kızları dünyaya gelince yaşam tadından doyulmaz oldu.   Ne yazık ki, bu uzun sürmedi, köye bir kara bulut gibi çöken çocuk hastalığı, kızları Gül’de içinde otuza yakın çocuğu yaşamdan kopardı.

Birden kararan dünyaları ikisine de zindan oldu.   Gözyaşları dizlerini dövdü.  Dostlarının davetlerini geri çeviriyor, akşamdan kapısını kapattıkları evlerinden dışa adım atmıyorlardı.

Aradan geçen beş yıl,  yürek yangının derecesini sıfıra yaklaştırmışken aldıkları kötü bir haber, başka tür bir yangını ateşledi. Esengül’ün hastalığı nedeniyle artık çocukları olmayacağını doktordan öğrendiler.  Ondan sonra Hüseyin, evin farklı köşelerine çekilip derin derin düşüncelere dalar oldu. Esengül’ün seslenmelerine başını kaldırmadan mırıltılarla cevap veriyordu.  Bir gün Esengül,  kapısı kapalı odada kendi kendine konuşan Hüseyin’i kapıya kulağını dayayıp dinledi:           

“Ben, ocağımı nasıl tüttüreceğim, soyumu nasıl sürdüreceğim Allah’ım!”

Esengül, evden dışa zor attı kendini. Başına bağlı çitin ucuyla gözlerinden sicim gibi akan yaşları sildi. Bir yıl sonra da kocası ölen Kara Leyla’nın önünde arkasında dolaşmaya başlayan Hüseyin’in onu akşam- sabah kuma getireceği söylentisi köyü sardı. Bu dedikodu Esengül’ün kulağına değince, o balta, annesi, kazma ve görümcesi kürek sapını çıkarıp takibe geçtikleri Kara Leyla’yı, orman da kozalak toplarken kıstırıp çevirdiler. Başına gelecek felaketi anlayan Kara Leyla, sırtını onlara dönüp çitini çözdü, başına çekti, iki dizi üstüne yere çöküp ölen kocasına ağıt yakarak ağlamaya başladı. Esengül ve annesinin yüreği hamur gibi yumuşadı, dövmekten vazgeçtiler, ama gene de tehdit ettiler:  “Sakın ha!  Eceline susamadıysan bizden uzak dur!”

Köye dönerken zeki bir kadın olan görümce Gülizar; “O gözyaşları bana yalan geldi” dedi.

“Bu tür kadınların gözü yaşlı olur “

Gülizar’ın öngörüsü tuttu. Hüseyin, Kara Leyla’yı getirip evin başköşesine oturttu. Koca Köy,  Esengül’ün başını saçını yolacağına,  üstün başını parçalayacağına, kendini duvardan duvara vuracağına, Kara Leyla’nın üstüne atlayıp canına okuyacağına kesin gözle bakarken, ondan çıt çıkmaması,  yedisinden yetmişinde büyük bir şaşkınlık yarattı.

Esengül, artık kocasını kıskanmıyor, üzerine titremiyor,  yatağına sokulmuyor,  evde kimse yokmuş gibi dolanıyordu. Annesinin eve dön davetini de geri çeviriyordu. Esengül, bazen şafak Gavur Dağlarının doğrundan atarken kalkıyor,  kuma ve kocasının uyuduğu odayı dinleyip emin olduktan sonra kapı önüne çıkıyor, iki elini açarak; “Allah’ım, ona erkek evlat yüzü gösterme !” diye dua ediyordu. Esengül’ün bu duası tuttu. Tutmasaydı,  kumasının arka arkaya doğurduğu beş kız çocuktan biri erkek olurdu.   Artık erkek evlat edinmekten umudu tamamen kesen Hüseyin,  tedbir alarak çocuk yapmamaya karar verdi.

Esengül, sanki çocukları kendi doğurmuş gibi onlarla yakından ilgileniyor, yemeleri, içmeleri ve giymelerinin dört dörtlük olması için elinden geleni yapıyordu.  Kızlarda Kara Leyla’ya değil,  Esengül’e anaları gözüyle bakıyor sözünden santim dışa çıkmıyor,  ona dört elle sarılıyorlardı.   Hüseyin, güzün madenlere çalışmaya gidiyor,  yazın üç aylığına köye dönüyor, kışlık yiyeceği ve yakacağı eve depoladıktan sonra tekrar gurbetin yolunu tutuyordu. Esengül’ün yaşamına verdiği yeni biçimi, köyde herkesin kafasında şu soruyu yer etmişti: “Bakalım bunun sonunda ne çıkacak ?”

Köye ilkokul yeni yapıldı.  Beşinci çocuk Nurgül, yedi yaşına girmişti. Hüseyin kızını kayıt ettirmek için elinden tutup okula getirdi. Köylü, okulun bahçesinde, toplanmıştı.   Şiran Kaymakamı, jandarma komutanı ve daire müdürleri, açılışa geldiler.  Muhtarın kısa süren hoş geldin konuşmasından sonra Kaymakam konuştu. Daha sonra Kaymakam öğretmene; “İlk kaydı ben yapmak istiyorum” dedi ve koltuğa oturup kalemi eline aldı, önündeki çocuk kalabalığını süzdü. Babasının elini tutan Nurgül’e seslendi. Yanına gelen Nurgül’e adını soyadını sormuş kalemi defterin üzerinden kaldırmadan anne ve baba adını söylemesini istemişti. İşte Esengül’ün yıllardır yaptığı hazırlığın saati gelip çatmıştı.

Nurgül, hem annesi hem de babasının adı yerine Esengül’ün bellettiği hakaret dolu isimleri normal bir şey söyler gibi gülümseyerek söylediğinde köylüde bir kahkahadır koptu. Hüseyin kıpkırmızı kesildi. Kaymakamın tekrarladığı sorulara aynı gülümsemeyle aynı cevabı veren Nurgül’ün sözlerinin ardından bu kez de ortalığa derin bir sessizlik çöktü.

Kaymakam bu sözler üzerine babayı sert bir şekilde azarladı. Kaymakamın karşısında ne yapacağını şaşırıp anlaşılmaz şeyler mırıldanan Hüseyin’in ardından Esengül öne çıkıp korkmadan, açıkça: “Seni rezil etmek için çocuğu bu güne ben hazırladım” dedi. Ardından da orayı terk edip baba evine döndü.

O günden sonra Nurgül’ün kaymakama verdiği cevaplar köylünün beynine mıh gibi işlemiş artık hem Hüseyin hem de Kara Leyla dillere düşmüştü. İsimleri unutulurken hakaret dolu ifadeler ile anılmak hayatı onlara zehir zıkkım etti. Bu durum sürüp gidince de çareyi altı ay sonra göçü sararak gurbet yolunu tutmakta buldular. Yola çıktıklarında uğurlayanlar arasında Esengül’de vardı. Arkaları sıra onun sevincini paylaşan akrabalarının arasından, gür bir sesle bağıran Esengül;

“Yürü bre eşek arabası, yürü bre hayvan pisliği, bu Çal Köy size de kalmadı ya!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Av. Kamil Gündüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gümüşkoza Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gümüşkoza Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gümüşkoza Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gümüşkoza Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ak Parti Aday Adaylarından Hangisini Gümüşhane Belediye Başkanı Olarak Görmek İstersiniz?