SÜNNİ  misin Şİİ mi? 

İster Sünni, isterse Şii ol; ne fark eder?

 Eğer; insani ve İslami değerlerden sapmadan Allah’a davet ediyorsan ve bu davetini güzel amellerle destekliyorsan hangi mezhepten olursan ol hiç fark etmez. Allah senden razı olsun.

Yani; “ben bir Müslümanın” diyen kişiye her şeyden önce TEMİZ BİR AHLAK  gerekir. Bu ahlaka sahip olmayanın mezhebi batsın. Bir adamı;  İtikadı, ahlakı ve amelleri adam edemiyorsa; onu hangi mezhep, hangi tarikat veya hangi parti adam edebilir ki?

                Allah'a davet eden, Salih amel işleyen ve: "Ben gerçekten Müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir ki?” Fussilet/33

"De ki: 'İşte bu benim yolumdur. Ben Allah'a bir basiret üzere davet ediyorum. Ben de, bana tabi olanlar da böyleyiz." Yunus/108

Yukarıdaki ayetlerde geçen “Salih amel” ve “basiret “ kelimeleri üzerinde az da olsa durmak istiyorum:

Salih amel “her türlü hayır, bereket ve güzelliğe verilen addır. Bu kelimeden türeyen “sulh” kelimesi “nefret ve düşmanlığa son verme” anlamlarına gelirken “Islah” kelimesi de “düzeltme, daha iyi ve faydalı hale getirme; insanlar arasındaki çatışmaları ortadan kaldırma” anlamlarına gelmektedir. “Muslih” kelimesi “fesadı ortadan kaldırıp  düzelten, iyileştiren ve barıştıran” anlamlarına gelmektedir.  

Ayrıca Kur’an sâlih/sâlihât kelimelerini iman ile zikrederek kelimenin köklerinde var olan yukarıdaki manaların ifade ettiği amellere muhatapları  sevk etmektedir. Onun için bazı peygamberler,  “Salihlerden olmayı Allahtan dilemişlerdir. (Yûsuf /101; Şuarâ /83; Neml/19) Yeryüzüne Allah’ın Salih kulları mutlaka bir gün hâkim olacaktır. (Enbiyâ /105), Yani Allah nurunu tamamlayarak, dünyayı şer güçlerin eline oyuncak olarak bırakmayacaktır.

Basiret kelimesi ise, “Görme, idrak etme, bir şeyin iç yüzüne vâkıf olma, sezgi” gibi anlamlara gelmektedir. Kur’an’da; “hakikati keşfetme, doğru yolu bulma, gerçeği yanlıştan ayırma yeteneği” gibi anlamlarda da kullanılmıştır.( En‘âm /50, 104; Hûd 1/24; İsrâ /72; Neml /81

Kur’an; basiretten nasibi olmayanların yani olayların gerçek iç yüzünü göremeyenlerin gözlerinde perde olduğunu haber vermektedir.(Bakara /7)

Küfür, nifak, hırs ve kin gibi olumsuz inanç ve duyguların ise; kalp gözünü kör edeceğini bildirir.(Bakara /18)

Ulü’l-ebsâr; kelimesiyle de, maddî ve manevi hakikatleri olduğu gibi görebilenleri tanımlamaktadır.(Haşr /2).

Zira basiret sahipleri asla kendi içinden düşman üretmez. Gerçek düşmanı görür ve o düşmana karşı her an hazırlıklı olur. Mezhepleri çatışma vesilesi edinmez.

Her insanda kuvve halinde var olan bu “basiret ’in” daima aktif olabilmesi için; elbette ki  güçlü bir irade ve yakını bir ilim gereklidir. Zira şeytanın ve şer güçlerin oyuncağı olan cahiller ve hainler her zaman dostu düşman, düşmanı dost göstermenin peşindedir.

Bu vesile ile diyorum ki; “basiret sahibi Salih müminlerden” olmaya çalışmak her mümin üzerine “farzı ayındır.” Düşmanların ekmeğine yağ sürme anlamına gelen mezhep fitnesini körüklemek ise; hiçbir Müslümana yakışmaz.

Sünni-Şii, sağcı- solcu, tarikatlı-tarikatsız, partili- partisiz vs. yoktur.

Sadece ahdine sadıklarla hainler, namuslularla namussuzlar, zalimlerle mazlumlar, büyük şeytan ABD ve Emperyalist güçlerin maşası olanlarla onlara karşı mücadele edenler vardır.

Gerisi boş ve anlamsızdır. VESSELAM…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adem Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gümüşkoza Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gümüşkoza Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gümüşkoza Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gümüşkoza Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ak Parti Aday Adaylarından Hangisini Gümüşhane Belediye Başkanı Olarak Görmek İstersiniz?