Atanmış ve Seçilmişler Üzerine Bir Analiz

Birkaç haftadır kamu idareleri üzerine konuşuyoruz. Haliyle bol bol kurumsal yapılardan, denetim sistemlerinden, verimli bir kamu idaresinin nasıl olabileceği hakkında konuşurken, nihayetinde konunun en önemli unsuru olan insan unsuruna değinmek zorunlu olacak.

Daha öncede zikretmiştim, bürokrasi cücelerden oluşan devdir, derler. Aslında bu metafor bütün mevzuyu açıklıyor. Genellikle sorunlar cücelerin, cüce olduklarının farkında olmaması ile başlıyor. Bürokrasi demişken, haksızlık yapmayayım, bürokrasi ile kastettiğim yapıyı gayet geniş bir alanda kavrıyorum. Yani buna siyasiler de dahil. Atanmış, seçilmiş ne kadar kamu hizmeti yürüten varsa, işleyen bir mekanizmanın dişlileri olarak görev ve sorumluluk altında olanlar…

Kamuda liyakat vs konularına da girmiyorum. Kör göze parmak sokmanın anlamı yok. Bu konuda yeterince tespit, çözüm, tartışma yapıldı, yapılıyor. Ben ise kamu adına yetki kullananların nasıl bir yapı içinde olduklarının bilincinde olup olmadıklarına dair psikolojik ve belki de kültürel arızalarımıza değinmek istiyorum.

Aslında bu husus lider odaklı ve hiyerarşik bir düzen içinde işleyen kurumlarımızın etkinliğinin merkezini oluşturuyor. Liderin pozitif nitelikleri kurumsal verimi, hizmet yetkinliğini ve çalışan huzurunu sağlamakta ne kadar etkiliyse; liderin sahip olacağı olumsuz niteliklerin de iyi işleyen kurumsal yapıları nasıl bozuma uğrattığı örgüt kuramcıları tarafından tartışılan bir konu.

Günümüzde de lider merkezli olarak kurumlara bakıldığında, en önemli sorun olarak da narsistik patolojilere sahip liderler görünüyor.

Örneklerine aşina olduğunuzu düşünüyorum. Mobbing yapan yöneticiler, daha hangi kurumun başında olduğunun bilincinde olmadan ne yaptığını bilmediğimiz idareciler, çalışanına karşı en küçük bir empati hissinden yoksun amirler…

Psikolojide aslında bunun bir patolojik vaka olduğuna dair hem klinik tecrübelerden hem de teorik çalışmalardan gördüğümüz işaretler var. Teşhisi genellikle patolojik narsisizm. Tabi psikiyatrlara tere satmak hadsizliğine düşmek istemem ama psikanalizin örgüt kuramlarında da kullanılması nedeniyle aşina olduğum bir mevzu.

Gelelim mevzuya. Narsist liderlerin bencillik, kendini üstün görme, kendi çıkarlarını önde tutma gibi özellikleri baskınken; inşa etmeye çalıştıkları algının zarar görmesi ihtimaline (başarısızlık, kaybetmek gibi) ise yoğun bir öfke ve saldırganlık göstermeleri gayet olağan bir durum. Burada saldırganlık derken de fiziki bir şey belki de en son ortaya çıkan bir yansıma, bunun içine yalan, etik dışı davranışlar ve tutarsız tavırlar en dikkat çekici unsurlar oluyor.

Böyle kişiler için makam, mevki, yapay bir saygınlık etrafında aldıkları övgü ve talep ettikleri teşvikler yani yalakalıklar ve yaltaklanmalar ekmek su gibidir. Bir kurum ya da organizasyon içinde bütün işleyiş, liderin narsist egosunu tatmine odaklanmış gibidir. Böyle olunca da kurumsal hedefler, öncelikler ve kurumsal kültür, liderin bu gayretinin aracısı mesabesine iner. Yani kurumlar da bozulmaya başlar. Ne kadar iyi kurumlarınız ne kadar mükemmelen işleyen organizasyonunuz olursa olsun, narsist liderlik altında her şey ezilir gider.

Peki, patolojik narsisimin kökeninde ne var? Rivayetler muhtelif. Kimilerine göre çevresel ve toplumsal koşulların tetiklediği bir süreç, kimilerine göre çocukluk travmalarında tohumları atılan bir bozukluk. Yaygın kanı ikincisi. Ebeveynlerinin empati yoksunu davranışlarından tutun da anne ve baba figürüne yüklenen anlamların gerçekleşmemesinden kaynaklanan yoksunluk hislerinin çocukluktan yetişkinliğe tevarüs edildiği gerekçeler sunuluyor.

Aslında takdir edilmemiş bir çocuk bunu aşamamışsa, sürekli karşımıza kendisini ispat etmeye çalışan bir siyasetçi veya bürokrat olarak çıkıyor. Bunu yaparken de her zaman kendi kişiliğinin merkezde olduğu bir bencillikle, başında olduğu kurumları oyuncağı haline getiriyorlar. Böyle bakınca her tarafta ismini ve resmini göstermeye çalışan şahısların motivasyonu daha anlaşılır oluyor.

Hülasa, acınacak hallerini bize önemli bir insan davranışları olarak yediriyorlar. Yazarken çok örnek geliyor aklıma. Yasa gereği hakkı olmaması gerekirken havaalanlarında VIP kullanma tutkusu, basit bir idarecinin bile ihtişamlı makam odası hassasiyeti, gerek olmamasına rağmen kamu kaynağı ile sürekli kişisel PR pompalamaları, akşam sabah attığı adımı bile proje olarak pazarlayanlar derken uzuyor liste.

İşin garip tarafı ise bunu yapanlar yapıyor da -kültürel bir tarafı var galiba- bu mikro ihtişamları böbürlenme ve gurur aracı gören bir kitle de var. Bu narsistler sürekli alkışlanıyor. Tevazu ile bezenmiş asalet ise eziklik ve beceriksizlik olarak görülüyor. Bunun tahlili de artık uzmanı olanların bileceği iş…

İşte, neden basit bir iş sürüncemede kalır, neden çözümü ayan olan bir sorun çözümsüzlük içinde hapsolur gibi şikayetlerin merkezinde yatan gerekçelerden biri.

Halbuki görev ve yetkileri kanunlarla belirlenmiş olanların, işini yaparken ismi olmaz. Yani ne kendisi ne adı ortalıkta görünür. İyi bir idareci en az görünürlükle, sağlıklı işleyen bir düzeni yürütmek ve geliştirmekten sorumludur. Gerek vatandaşa gerek kendi çalışanlarına karşı müşfik, kolaylaştırıcı, çözüm üreten ve motive edicidir. Aslında idareci kurumunun başında bir yük değil, tam anlamıyla liderdir.

 Bu yazıyı kaleme alırken derli toplu bir kaynak olarak yararlandığım çalışma için bkz: Taştan, S. (2019). Liderlikte işlev dışı davranış örüntüleri ve patolojik narsisizm: Psikanalitik kuram temelli bir değerlendirme. Istanbul Management Journal, 87, 49-91.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Sercan Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gümüşkoza Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gümüşkoza Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gümüşkoza Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gümüşkoza Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ziya Nas - Tebrik ediyorum kaleminize yüreğinize sağlık. Temenni dileğimiz, adamların cüce olduğu değil, cücelerinde adam olduğu bir ülke kurmak. İnşallah sizin gibi değerli gençler umudumuzu artırıyor.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Mayıs 23:51


Anket Ak Parti Aday Adaylarından Hangisini Gümüşhane Belediye Başkanı Olarak Görmek İstersiniz?