Yazı Detayı
29 Nisan 2021 - Perşembe 09:23 Bu yazı 431 kez okundu
 
MÜNEVVERE OLAN İHTİYAÇ
Niyazi Karabulut
 
 

 

İnsanlarla diğer varlıkları ayıran en önemli hasletlerden birisi üretimdir. Üretimi kapitalizmin anladığı şekliyle söylemiyorum. Onlar insanı ‘homo economicus’ olarak nitelendirirler. Benim söylemek istediğim ise insanın entelektüel üretimidir. İnsan bu yeteneğini ortaya koymak için bilgiye ihtiyaç duyar. İnsandaki bilginin genel kültür şeklinde olması; başka insanların faydasına olacak argümanlar içermemesi bilginin faydasız olması demektir. Peygamberin; faydasız ilimden Allaha sığınmasını burada hatırlamamız yeterli olur.

İnsanın üretim yapan bir varlık oluşundan sanat, şiir ve felsefe neşet etmiştir. Bunun için akla ihtiyaç olduğu kesindir. Akıl; iradenin emrindedir. İradeniz aklınızı hangi yöne yönlendirirse aklın üretimi o yönde gerçekleşir. Aklın en önemli faaliyeti bencillikten uzak başkaları için üretme faaliyetidir. Şiir, sanat ve düşünce böyledir. Yardım, hayır, diğerkamlık böyledir. İrade aklın iplerini elinden bıraktığında akıl tembelleşir ve üretmez. Aslında deha dediğimiz kişilik kendisini başkalarına adamakla oluşur.

Akıllarını sadece zevklerinin, ya da günlük şahsi ihtiyaçlarının emrinde kullanan insanların entelektüel bir taraflarının olmadığını söyleyebiliriz. Bunun için insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır, buyrulmuştur. Güzel sanatlar, edebiyat ve felsefe alanında toplulukların ürettikleri her şey akıllarını düzgün iradelerinin emrinde kullanan insanlar sayesinde gerçekleşmiştir. En genel anlamda buna medeniyet diyoruz. Medeniyet münevver insanların üretimi sonucudur. Münevver insanın kendi hayatını düşünme ve ikame etme gibi sıradan insanların yapabileceği işler yanında, başkalarını düşünme, başkaları için yaşama gibi yüksek hedeflere sahip olduğunu görürüz. Münevver insan ile sıradan insan arasındaki fark hiç şüphesiz niteliksel bir farktır. Tarih boyunca peygamberlerin, düşünürlerin ve entelektüellerin yaşadıkları topluma muhalif oldukları görülmüştür.

Entelektüellerin toplumdan soyutlandıkları, anlaşılmadıkları ve kıymetlerinin sonradan bilindiği de bir gerçek. Çünkü bu tip insanlar eşyaya diğer insanların baktığı gibi bakmazlar. Bir ceylana avcının bakışı ile şairin bakışı arasında ne çok fark vardır. Münevverin aklı sürekli faaldir, sıradan insanın aklı ise ihtiyaçları ve zevkleri ölçüsünde. Münevver, fikirlerini başkalarının fikirleriyle örtüştürmeye gayret etmez. Bu onun kendisini inkar etmesi, yok saymasıdır. Toplumla aynı şeyleri düşünüyor olmak, onlar gibi davranmak yani bir şey üretmemek, yeni şeyler söylememek anlamı taşır. Halbuki Mevlana şöyle der: “Her gün bir yerden göçmek ne iyi / Her gün bir yere konmak ne güzel / Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş! / Dünle beraber gitti cancağızım, / Ne kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...”

Bu gün bile Gazzali, Konfüçyüs, Eflatun, Mevlana, Geothe yıllar öncesinden bize sesleniyorlarsa bu onların entelektüel olmalarından kaynaklanıyor. Onların özgünlükleri o kadar bariz ki aradan geçen yıllar onların üretimlerini yok edememiştir. Dünya birçok badireler atlatmış olmasına rağmen entelektüellerin ürünleri bu günümüze ışık tutmaya devam ediyor. Kütüphanelerin yakılıp yıkıldığı, sanat yapılarının, ibadethanelerin tahrip edildiği nice savaşlardan istilalardan sonra aklımızda kalan o savaşların ele başları değil; toplumun içinden çıkan münevverlerdir.

Şunu belirtelim ki dahi de olsa insan yeteneğinin bir sınırı vardır. Entelektüel insanların da hataları, yanlışları vardır. Toplumları iyiye, doğruya ve güzele sevk etmede her zaman başarılı olmayabilirler. Sadece peygamberleri bunun dışında tuttuğumu da söyleyerek bitirmek istiyorum.

 
Etiketler: MÜNEVVERE, OLAN, İHTİYAÇ,
Yorumlar
Haber Yazılımı